Keşif Yolunda

Kömür Limanı – Adana Bayırı Çanakkale

Artık yerimizde duramıyoruz. Elimize geçen her güzel havayı değerlendirmenin peşindeyiz. 25-26 mart hafta sonunu yağmursuz görünce ben de yaptım hemen planı. Hedef Çanakkaleye gidip Kömür Limanında bir gece kamp ve ertesi gün Adana Bayırını görüp gelmekti. Cuma günü iş çıkışı eve gidip hazırlığımı yaptım.

Cumartesi sabah erkenden kalkıp eşyaları Keçiye yükledim ve düştüm yollara. Daha köprüyü geçerken başladı macera. Sisin içinde biraz kayboldum 🙂

İlk molayı Silivride, ikincisini Tekirdağda yaptım. Buraya kadar olan bölümü biraz hızlı geçtim çünkü asıl zevkli yollar Tekirdağdan sonra başlayacaktı.

Tekirdağda ikinci molayı yaptıktan sonra Kumbağ üzerinden Uçmakdere yamaç paraşütü alanına çıkmak üzere tekrar başladım sürmeye. İstanbulda köprüde karşılaştığım sis buralarda da vardı ve inanılmaz güzel bir manzara oluşturuyordu. Uçmakderenin virajlı yollarından yukarı tırmanırken kendimi manzara izlemekten vazgeçirip yola konsantre olamadım bu nedenle biraz yavaş ilerledim. Bu kısımda asfalt oldukça iyi, içimden keşke bir spor motosikletim olsaydı bir sağa bir sola yata yata giderdim diye de düşündüm bir ara (aman keçi duymasın kıskanır sonra).

Paraşüt alanına ulaştığımda manzara büyüleyiciydi ancak denizin üstünü kaplayan bulutlar nedeniyle zemin görünmüyordu bu nedenle atlayan da yoktu. Buraya atlayış yapmak için Bandırmadan gelmiş birisi ile biraz sohbet edip Uçmakdereden sonra Gaziköy ve Erikliceyi geçip Şarköye ulaşmak için tekrar yola koyuldum. Yolun bu kısmında asfalt iyi değil. Bazı noktalarda iyice daralıp iki aracın yan yana geçmesi zor bir hal alıyor. Sisin de etkisiyle bu yoldaki denizin içine doğru ilerleyen derme çatma balıkçı iskelelerinin oluşturduğu manzara aynı filmlerdeki gibi. Sanki kasabaya zehirli bir toz bulutu inmiş ve terk edilmiş havası katıyor 🙂

Şarköyden sonra Kızılcaterziden Kavakköye giden yol asfalt değil. Bu yolda sürmesi de ayrı bir zevkliydi. Zaman zaman gazı açıp dikiz aynasından arkaya baktığımda yükselen toz bulutunu görmek yüzümde gülümsemeye sebep oluyordu. Bir ara koyun sürüsü çıktı karşıma. Aha dedim sürü varsa köpek de vardır ve hızımı azaltıp etrafa bakınırken iki tane kangalın kafayı kaldırıp bana doğru baktığını fark ettim. Ama korktuğum başıma gelmedi sakin sakin devam edip geçtim. Takmadılar yani beni 🙂

Geliboluya vardığımda tozlu topraklı yollardan geçtiğim için zincirin çok kurumuş olduğunu fark ettim. Yanıma da zincir yağı almamıştım ve sanayinin yerini öğrenip orada halledebilirim dedim. Sanayiye gittiğimde ilk uğradığım dükkan tek seferlik yağlama yapamayacağını zincir yağını almam gerektiğini söyledi, teşekkür ettim ayrıldım. Etrafta dolanırken İbrahim Ustanın yerini gördüm, önünde durduğumda içerdekiler kafalarını kaldırıp beni gördü ve hemen yanıma geldiler. Bir yandan sohbet ederken bir yandan da hiç bir ücret almadan zincirimi yağladılar. Sohbet esnasında Mahmut Tonbul ile tanıştık. Çanakkale Sivil Motorize Arama Kurtarma ekibinden. “Motosikleti herkes sürer, biz biraz farklı bir şeyler yapalım dedik ve kurduk bu ekibi…” diyerek başladı anlatmaya. Kömür Limanında kalacağımı söyledim, her türlü ihtiyaç durumunda saat kaç olursa olsun beni arayabilirsin dedi ve numarasını verdi. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, elverdiğince yardımcı olacaktır. Sonra karnımı doyurmak ve biraz dinlenmek için Gelibolu çarşıya geçtim.

Feribot iskelesinin yakınlarında ilk bulduğum lokantaya girdim ve yemek yerken lokanta çalışanıyla sohbet ettik. O da eski motorcuymuş. Çayımı içip dinlendikten sonra Kömür limanına doğru yola koyuldum. Geliboludan Eceabata giden anayola çıkınca Shell benzin istasyonundan biraz sonra Fındıklı Köyü tabelasından sağa dönüp devam ediyorsunuz. Fındıklı Köyüne geldiğinizde mavi üzerine beyaz yazıyla bir kaç harfi düşmüş olan Kömür Limanı tabelasını takip ederek toprak yola giriyorsunuz. Ben olsam binek arabamla girmem bu yola mesela. Ancak altı yüksek pick-up benzeri arazi araçlarıyla rahatlıkla ilerleyebileceğiniz bir yol.

Kömür Limanına ulaştığımda aslında kafamda canlandırdığım görüntü ile karşılaşmadım. Dağınık bir şekilde etrafa serpilmiş karavanlar vardı. Gelip gidenlerin yaktığı ateşlerin kalıntıları ve etraftaki çer çöp biraz kirli bir görüntü oluşturuyordu. Motoru park ettikten sonra karavanların arasında oturan 3 kişinin yanına gittiğimde Erdal isimli bey efendi beni karşıladı. Burayı 3 yıllığına kiraladıklarını ve yaza kadar kamp alanı oluşturmak için gerekli çalışmalara başladıklarını söyledi. Tuvalet, duş, su gibi alt yapı hizmetlerini ve kampa gelenlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir kafenin hazırlığını yapıyorlardı. İlk siftahı da benimle yaptılar. Siftah parasının üzerine yazı yazıldığını burada öğrenmiş oldum. Balık tutmaya gelen bir grupla biraz sohbet ettikten sonra hava kararmadan çadırımı kurdum. Etrafta biraz dolanıp ayaklarımı denize sokup manzarayı seyrederken hava karardı ve ben de yorgunluktan mışıl mışıl uyuma niyetiyle girdim çadırın içine. Ancak ilerleyen saatlerde şiddetli rüzgarın oluşturduğu seslerden dolayı sık sık uyandım. Sabaha karşı biraz daha rahat uyuyabilmiştim. Saat 06:30 olduğunda çadırdan çıkıp eşyalarımı topladım ve bir diğer hedef olan Adana Bayırına doğru sürmeye başladım.

“Adanalıyık Allahın Adamıyık” sözü ilk duyanlar için sadece kafiyeli bir delikanlı lafı gibi düşünülebilir. Yaşanmış gerçek bir hadise sonucu günümüze bu haliyle taşınmıştır. Bu bayırda 900 den fazla askerimiz şehit olmuştur. Hadise şöyle gerçekleşir; İngiliz ve Anzak güçleri Adanalı askerlerin konuşlandığı bu yere çıkartma yaparlar ancak her denemelerinde ecdadımız düşman birliklerini geri püskürtür ve ağır kayıplar verdirir. Bunun üzerine düşman, buradaki askerlerin olağan üstü güçleri var onlar Tanrının askerleri diyerek birliklerini başka tarafa yönlendirir. Adana Bayırı, Çanakkale savaşlarında şehir ismiyle anılan ilk yerdir.

Böylelikle hafta sonu gezimi tamamlamış oldum ve eve dönüş yolculuğuma başladım. İstanbula geldiğimde yağmura yakalanmam dışında her şey çok güzeldi. Toplamda 800 km. ye yakın yol yapmıştım. Keçi de güzel bir bakımı hak etti, hafta sonu periyodik bakıma gidiyoruz:)

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu blogu takip etmek ve yeni gönderilerle ilgili bildirimleri e-postayla almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 146 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: